Adını-Soyadınız
Mezun olduğunuz okul
Bölümünüz
E-posta Adresiniz

Antipsikiyatri
Antipsikiyatri hareketi

Eyl30

TPD’nin Son Açıklamasına Cevaplar…

Gönderileri paylaşmak için yukarıda ki bağlantıları kullanabilirsiniz.

TPD’yi SAMİMİYETE ve CİDDİYETE DAVET EDİYORUZ..

Türk Psikologlar Derneği (TPD), 28 Eylül 2010 salı günü resmi sitesinde yaptığı açıklamada meslektaşlarımızı maalesef en kibar ifadeyle yine yanlış bilgilendirerek, büyük bir gafa daha imza atmıştır. Her zaman ifade ettiğimiz gibi; amacımız üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir. Her türlü kişisel mülahazalardan uzak olarak, isim vermeden, olayları şahsileştirmeden, kişisel olarak kimseyi incitmeden net bir biçimde TPD’nin gündemdeki yasa tasarısı ve elinde bulundurduğuna inandığı sertifika imparatorluğu ile ilgili somut açıklamalarının mesnetsizliğini delilleriyle anlatalım.

Öncelikle TPD, yaptığı resmi açıklamada; “Alanımızdaki son gelişmeler hakkında bilgi vermek istiyoruz. Bu gelişmeler mesleğimiz adına önemli gelişmelerdir ve hepinizden destek ve geri bildirim bekliyoruz” ifadelerine yer veriyor.

İlk okuduğumuzda oldukça masum gibi gelen bu cümleyi ve TPD’nin aynı açıklamasındaki ayrıntılarla birlikte madde madde analiz edelim;

1- Mesleğimizi yakından ilgilendiren ve son aylarda gündemde olan “Sağlık Meslekleri Yasası” ile ilgili bir çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmaların toplantıları sona ermiştir.

TPD, madem meslektaşlarımızın geniş katılımlı bir destek ve geri bildirimini BU KADAR önemsiyor; Bugüne dek yasa çalışmaları ile ilgili toplantılar başlamadan ya da başladığı süreçte meslektaşlarımızdan NEDEN herhangi bir destek ve geri bildirim istememiştir?

2- Aynı açıklamanın giriş cümlesinde yer alan “destek ve geri bildirim isteyen” TPD, Giriş cümlesinin altında yer alan 1. madde ise adeta kendini yalanlamaktadır. TPD’nin yayınladığı bildirideki 1. Madde aynen şöyle; “Bu yasa tasarısı çalışmalarına Derneğimiz adına alandan gelen ve akademisyenlerden oluşan bir grubumuz değişik tarihlerde Derneğimizi temsilen katılmışlar ve görüşlerimizi iletmişlerdir.” Madem bu çalışmalar bitti ve yasa tarsısında derneği temsilen “akademisyenler” katıldı ve her şey olup bitti. Neden şimdi hiçbir rasyonel değer ifade etmediği halde meslektaşlarımızdan (sözde) bir geri bildirim isteniyor? Şimdi biz, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” desek haksız mıyız?

3- TPD’nin açıklamasının 1. maddesinin 2. paragrafında; adı geçen toplantılarda sadece “psikolog ve klinik psikolog tanımları üzerinde durulduğu ve eğitimler ile serbest çalışma şartları Bakanlığa ait” olduğu öne sürülmüştür. Oysa TPD’nin iddiasının aksine bu toplantıların ilkinde bütün bu konular konuşulmuş ve serbest çalışma şartlarına dair alternatifler de ortaya konulmuştur. Ne gariptir ki; TPD’nin serbest çalışma için öne sürdüğü şartlar tamamen meslektaşlarımızın aleyhinedir ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan bizlerin yoğun çabası üzerine yeni alternatifler eklenmiş ve Psikologların haklarını korumakla yola çıktığını iddia eden TPD’nin Psikoloji lisans mezunu olmayan yüksek lisans ve/veya doktora almış kişilere de verilmesi düşünülen serbest çalışma hakkını savunmuş; ancak TPD’nin bu fikrine toplantıya katılan Sağlık Bakanlığında çalışan Psikologlar şiddetle karşı çıkılmış ve şerh düşülmüştür. Bu konuyla ilgili resmi tutanak Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğünde mevcuttur ve toplantıya ait görüşlerin yer aldığı e-postalar da TPD yetkilisi tarafından maille katılımcılara ilgili tarihte gönderilmiştir. Bütün bunların ispatı mevcutken, TPD’nin meslektaşlarımızı yanıltma gayreti içine girmesi manidardır.

4-TPD, bahsi geçen açıklamasının 2. maddesinin üst başlığında bu yasa tasarısının Psikologlar yasası olmadığını ifade ederek hedef saptırma gayretine girmiştir. Oysaki bu yasa tasarısının adı “Sağlık Meslekleri Yasası” olarak duyurulmuş ve yasa tasarısının her bölümünde ayrı ayrı meslek gruplarını kapsadığını bilmeyen kalmamıştır. Hem bu yasa tasarının psikologlarla ilgisi yoksa TPD neden bu yasa çalışmalarına katılmıştır, soruyoruz?

5-TPD açıklamasının 2. ve 3. maddelerinde sağlık çalışanlarının performans, katsayı ve ek ödeme konularında dava açıldığını, aynı zamanda YÖK’ün psikoloji bölümlerinin akreditasyonu yetkisini Türk Psikologlar Derneğine verdiğini, TPD’nin bu yetkiyle çalışmalarını genişleterek sürdürdüğünü iddia etmiştir.

TPD, bugüne kadar Psikologların özlük haklarına dair hangi yıl hangi çalışmayı yapmıştırü detaylıca açıklamasını bekliyoruz.Bu konularda vereceğimiz cevaplar çok net olacaktır. Ayrıca, YÖK’ün herhangi bir sivil toplum örgütünden ayrıcalığı olmayan Türk Psikologlar Derneği’ne “özel” bir yetki vermesi söz konusu değildir, YÖK’ün Sağlık Bakanlığı yetkilerine tecavüz ederek böyle bir yetkiyi, hiçbir resmi sıfatı bulunmayan tek bir sivil toplum örgütüne vermesi kanunlarında ötesinde anayasal olarak da imkânsızdır.

SAĞLIK BAKANLIĞI AĞUSTOS AYINDA YAYINLADIĞI BİR YÖNETMELİKLE ARTIK BÜTÜN SAĞLIK SERTİFİKALARINI VERME YETKİSİNİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU BELİRTMİŞTİR. Bakanlığın kendisinin ve onayının olmadığı her türlü sertifikanın geçersizliğini net olarak vurgulamıştır. Ayrıntılar için tıklayınız; http://www.facebook.com/l/0250bop3BCSG0WQYwMQwhw87UMA;www.saglik.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFF88F742D0D7112512CFAACA57CB3F9E6

6- TPD’nin 5. maddesinde yer alan çeşitli eğitim çalışmalarının (Sağlık Bakanlığında) resmi bir geçerliliğinin olmadığını belirtelim. Daha önceden pek çok meslektaşımızı ihbar eden TPD, geçmiş dönemlerde Sağlık Bakanlığı tarafından resmen uyarılmıştır. TPD, bunların aksini iddia ettiği takdirde resmi belgelerle bunu kamuoyuna sunabiliriz. TPD adı geçen aynı resmi açıklamasının 1. maddesinde; “sertifika gerekliliğinden söz edilmiş ama ayrıntılar tartışılmamıştır. Bakanlık yetkilileri, bu belirlenen tanımlar konusunda yeniden değişik kurum ve kuruluşlardan fikir alacağını, gerekirse ayrıntıların yönetmelik çalışmaları ile belirleneceğini söyleyerek toplantıları bitirmiştir” diyerek kendi verdiği sertifikaların herhangi bir geçerliliği olmadığını kendisi de itiraf etmiştir.

Sevgili Meslektaşlarım; bütün samimiyetimle ve her türlü politik/partizan yaklaşımdan uzak olarak belirtmek istiyorum ki; Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ’ın kafasındaki düzenleme “meslektaşlarımızın oldukça lehine” bir düzenlemedir. Bunu Sayın Bakan’ın kendi el yazısıyla TPD’nin aleyhimize olan düzenlemeleri çizdiği metni gördüğümden rahatlıkla söylüyorum. Bununla birlikte, Mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik psikiyatristlerin, Sağlık Bakanlığının bazı bürokratlarının önyargılı bir biçimde olumsuz bir tutum sergilediklerini ve Sayın Bakan’a bu yönde fikirlerini sunduğunu üzüntüyle gözlemliyoruz. Ancak, üyelerinin çoğunluğu Psikoloji Lisans mezunlarının oluşturduğu TPD’nin, lisans mezunlarının hakkını korumaması ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmesi ise bizleri daha da çok üzmektedir. Bütün arkadaşlardan ricam; TPD’nin resmi açıklamasını ile bizim açıklamamızı okumasını ve ona göre bir analiz yapmasıdır. TPD açıklamasın tam metni; http://www.facebook.com/l/0250bRNZhvSXVZBpBZl7bYiX53w;www.psikolog.org.tr/ayrinti_haber.php?id=87

Emek harcanmadan, bedel ödenmeden hiçbir başarı elde edemeyiz. Birkaç hafta içinde Ankara’da toplanarak bir basın açıklaması yapmayı düşünmekteyiz, bu konuyla ilgili gerekli yasal izin alındıktan sonra sevgili meslektaşlarımıza, meslektaş adaylarımıza bilgilendirmede bulunacağım. Bir kez daha bütün arkadaşlarıma tek tek teşekkür eder saygılarımı sunarım..

-Psk. Nedim Yüksel ÇAKIR

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Yazar: Ayşe Özgençler Kategori: Antipsikiyatri, Bildiri | Permalink
  1. Selçuk ŞAHİN diyor ki:

    TPD yöneticilerinin, daha da ileri giderek psikoloji lisans mezunu olmayıp, başka lisans programlarından (mühendislik, hukuk gibi) mezun olanların yüksek lisans ve doktora yaptıktan sonra donanımlı birer psikolog olarak görev yapacaklarını savunmaları ve üniversitelerde kendi yetiştirdikleri fakülte mezunu psikologları ise (derneğin astronomik fiyatlarla açtıkları kurslardan sertifikalar almalarına rağmen, kurs ücretlerinin yarısı derneğ , yarısı kursu veren hocaya gitmesine rağmen) hiç bir şey bilmeyen bu yüzden serbest çalışması sakıncalı olan meslek mensupları olarak damgalamalarının psikologlar üzerinde yarattığı travma çok büyüktür. Çünkü dernek yönetimini temsil eden hocalar birkaç şeyin farkında değildir. 1-Bu dernek akademisyenleri koruma ve kollama derneği değildir.2-Üyelerin % 95’i lisans mezunudur. 3-Bakan bey tüm ülkedeki psikologları temsil ettiğinizi düşündüğü için sizi muattap kabül etmektedir.4- misyonunuz fakülte mezunları psikolgları yerin dibine sokmak, akademisyenleri göklere çıkarmak ise lütfen ayak altından çekilip kendi derneğiniz olan AKADEMİSYENLERİ KORUMA VE KOLLAMA DERNEĞİNİ kurun.5- Aleyhlerine kararlar aldığınız fakülte mezunu psikologların üyeliklerini iptal ettirmesinden korktuğunuz için onlar için çalıştığınızı ima eden yanlış beyanatlarla illüzyonlar yaratmayın.6- Fakülte mezunu psikologlar aleyhine imza attığınız tüm tutanakları ve belgeleri yayınlayıp bu insanlardan özür dileyerek günah çıkartın.7- Komisyon üyesi olup olanları bizimle paylaşarak bilgilendiren N. Yüksel ÇAKIR ve Psikolog Dr. Ahmet TÜRKER’ in paylaşımları yanlış sizin anlattığınız şeyler doğru ise en kısa zamanda yayınlayarak kamuoyu ile paylaşın.8-Bakanlığın 1 yıllık sertifika programı ile alanda çalışmalarına müsaede edeceğini söylediği lisans mezunlarını mağdur etmek adına körü körüne yüksek lisansı savunmanızın nedenlerini anlatın.Sizin diretmenizin doğal sonucu kamuda çalışmayan tüm psikologlar silinip gidecek çok arzu ettiğiniz gibi alan sadece akademisyenlere kalacaktır.Psikiyatristlerin psikologların iş yerlerini kapattırmaları çözülebilir ancak ancak sizin psikologlara indirdiğiniz darbe meslek kanunu olduğu için çözülmesi mümkün olmayan toplu bir katliamdır.9-Binlerce psikoloğu yok sayma girişiminize rağmen 1974 sosyoloji mezunu dernek başkanını kurtarmak için alan dışından gelen doktora yapan kişi klinik psikologdur ve serbest çalışabilir diyerek 6 aydır komisyonları kitlemenize bir anlam veremedik.Bir kişi için kanun çıkartma girişiminizi dehşetle izlemekteyiz. BİNLERCE KİŞİYİ YOK SAY, BİR KİŞİ İÇİN KANUN ÇIKART 10-Sizin kendinizi dünyanın merkezine alan bencilliğinizi gördükten sonra hastaları size değil psikiyatristlere yönlendirmenin daha sağlıklı olacağını düşünmeye başladım. Çünkü bencilliğin doruklarındaki insanlar hasta ile empati kuramaz.11-Fransa,Almanya örneğinde olduğu gibi fakülteleri 5 yıla çıkarıp sorunu kökten çözme önerisine neden şiddetle karşı çıktığınızı bir türlü anlayamadım. Yeterince hoca yok sözlerinizi komik buluyorum.Mühendislere klinik psikolog diploması ,dernekte paralı sertifika kursları… bunlara yeterince hoca var.5 yıla gelince hoca yok.Diğer bir mazeretiniz YÖK karar veriyor biz değil sözleriniz.Bu daha komik.Çünkü Psikoloji lisans programının akreditasyon yetkisini YÖK bize verdi diye dernek duyuru yaptı.Ayrıca 1970’li yıllarda 5 yıllık fakültelerden yüksek mühendisler mezun oldu.Yine 1990’lı yıllarda 5 yıllık bölümlerden yüksek lisanslı öğretmenler mezun oldu….Sonuç olarak alanda fazla sayıda psikolog çalışmasını sayıları 300 civarında olan bir kesim psikolog istemiyor…En azından ben böyle düşünüyorum

  2. Psikolog Ahmet diyor ki:

    LİSANS MEZUNU PSİKOLOGLARIN ALANDA ÇALIŞMASINA TPD ŞİDDETLE KARŞI ÇIKMAKTADIR

    Psikologları temsil eden TPD ve bakanlık arasındaki görüşmeler devam etmektedir.TPD iki konu üzerine yoğunlaşmıştır.Birincisi akademik ünvanı olan psikologların serbest çalışabilmesı( lisans mezunu psikologların serbest çalışmasına TPD şiddetle! karşı çıkmaktadır).Derneğin çok daha ısrarlı bir şekilde savunduğu konu ise hukuk,öğretmenlik,mühendislik gibi farklı alanlardan gelen lisans mezunlarının mastır veya doktora yapmak suretiyle klinik psikolog olarak serbest çalışmasına imkan tanınmasıdır.Sürekli tartıştığı ve savunduğu bu iki konudur.TPD’nin bu iki isteği resmi tutanaklara geçmiştir ve kayıt altındadır.Dernek başkanımızın 1974 yılında Ankara üniversitesi DTCF-sosyoloji mezunu olduğu zaten internetde yayınlanan cv sinde var.İsteyen ulaşır.Bu konudaki yoğun çabasını hoş karşılayabiliriz. ancak lisans mezunlarının çok yetersiz olduğunu ileri sürüp onların yasal haklarına karşı duyarsızlığını asla hoş karşılayamam.Psikologlar Derneği GENEL BAŞKANI sifatıyla toplantılara davet ediliyor.Derneğin üyelerinin % 95-98′i sadece lisans mezunu ve dernek onların aidatlarıyla ve kurslara ödediği avuç dolusu parayla ayakta duruyor.Savunması gereken onlar.En azından aleyhlerinde olmaması gerekir.ETİK olan budur.Sadece akademisyenleri savunacaksa Akademisyen Psikologlar Derneğini kurması ve akademisyenlerin haklarını bu dernek çatısı altında savunması daha şık bir davranış olur.200-300 üyesi olan bir derneğe(Akademisyen Psikologlar Derneği) bakan bey YASA TASLAĞI hazırlaması için yetki verebilir mi? Sol gösterip sağ vurmaya karşıyız…Kendi sitelerinde olayları üyelerine ters yüz edip aktarmalarına karşıyız.LÜTFEN BAKANLIĞIN KAYIT ALTINDA TUTULAN RESMİ TUTANAKLARINA ULAŞIN.Çünkü 1-2 ay içinde TASLAK meclise sunulacak..YASALAŞTIKDAN SONRA KONUŞMANIN HİÇ BİR ANLAMI KALMAYACAK…

  3. Can Akanbay diyor ki:

    Sevgilli Nedim Yüksel Çakır hocam, bir kamu personeli olmanıza, sağlık bakanlığındaki psikiyatristlerin ve psikologları hasım gibi sağlık bakanlığı bürokratlarının sizin hakkınızda resmi işlemler yapmasına rağmen sizin bu saygıdeğer direnişinizi hepimiz tekdirle karşılıyoruz. Ankarada yapmayı düşündüğünüz meslek yasanıza yönelik basın açıklamanıza da inanın yurdun her yanından en az 200 psikolog gelecektir. TPD artık vasfını ve güvenilirliğini yitirmiştir. Tekrar Teşekkürler.

Siz de yazın...