Adını-Soyadınız
Mezun olduğunuz okul
Bölümünüz
E-posta Adresiniz

Antipsikiyatri
Antipsikiyatri hareketi

Ağu13

İMZA SÜRELERİNİ UZATTIK.. SESSiZ KALMAYALIM..

Gönderileri paylaşmak için yukarıda ki bağlantıları kullanabilirsiniz.

-Arkadaşlar, imza kampayamıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz. 1 haftalık bu sınırlı teşebbüsümüz, yaptığımız istişareler sonucu sayımızı daha büyük bir rakama ulaştırabileceğimizi düşüncesini doğurduğundan İMZALARIMIZI GÖNDERME SÜRESİNİ 31 Ağustos Salı gününe kadar UZATTIK.
Şu ana dek sadece Kargo/Aps/Posta yoluyla gelen imzalarınız, 1 hafta içinde (Ankara hariç) 50 rakamına yaklaştı. Sadece Sağlık BAKANLIĞI BÜNYESİNDE YAKLAŞIK 1.000 Psikologun görev yaptığını ve bu sayıya diğer yerlerde görev yapan arkadaşlarımızın da dahil olacağını düşünürsek, imza sayımızı maksimum seviyeye ulaştırıp Sayın Bakan’a öyle takdim etmenin daha etkin olacağını düşündük.
Gönderilerinizi Kargo/APS/Posta ile toplu halde ya da isteyen bireysel olarak METNİN SONUNDAKİ adrese yapabilirsiniz. (Her ilde bir arkadaş bu işi sahiplenir ve ilinden imzaları ayrı ayrı çıktısı alınmış metinlerle toplarsa daha çok sonuç elde ederiz. Bu vesileyle, illerinde bu işi can- gönülden sahiplenen meslektaşlarımız Trabzon’dan Faruk Bozkır ve Uşak’tan Vildan Temelkuran’a çok teşekkür ederiz.)
İLGİNİZE ve DESTEĞİNİZE TEŞEKKÜRLER EDERİZ..
————————————————–

SAYIN SAĞLIK BAKANIMIZ RECEP AKDAĞ’IN DİKKATİNE

…Sağlık Meslek yasasındaki yapılacak değişiklikler ile psikologların tabi olacağı kanuni düzenlemeler üzerinde bakanlığınızca yapılan çalışmaları dikkatle izliyoruz. Şu ana kadar girişimde bulunulmamış olması ve 2010 yılında dahi yasasız ve odasız bir meslek grubu olmanın sıkıntısını yıllardır yaşamaktayız. Ümit ediyoruz ki bakanlığınız bu son girişim ile acil bir ihtiyaç olan yasal düzenlemeleri hayata geçirir. Bugüne kadarki yapmış olduğunuz gayretleriniz için psikologlar olarak içtenlikle teşekkür ederiz.

Bu esnada tabi ki farklı görüş ve önerilerle karşılaşmamanız imkânsız olacaktır. Ancak biz hastane ve kliniklerde çalışan psikologlar, sorun ve problemlerimizi her zaman anlatma ve anlaşılma imkânı bulamadık. Psikologları temsil ettiğine inanılan Türk Psikologlar Derneği de daha çok akademik camia ve üniversitelere yönelik sorunlara eğilmekten, alanda çalışan ve lisans mezunu olan binlerce psikologdan habersiz bir şekilde çalışmalarını şimdiye kadar sürdürmüştür.

Yasal düzenlemelerin yapılmaya çalışıldığı bu dönemde, haberdar olduğumuz kanun önerileri de bizi derinden sarsmış ve yaralamıştır. Bir kez daha; psikolog mesleğini sadece klinik alanda yerine getiren binlerce psikoloğun hiçe sayıldığı ve haklarının gasp edilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Her ne kadar psikiyatri uzmanlarıyla psikologların meslek tarifi ve görev tanımı ile ilgili tartışmaları sürüyorsa da, Türk Psikologlar Derneği’nin önerdiği kanun teklifi ve maddeleri, özellikle klinikte çalışan arkadaşlara ve mesleğimize zarar verebilecek özellikler taşımaktadır. Özetle Türk Psikologlar Derneği’nin önerdiği kanun teklifinde şu maddelerin yıkıcı ve olumsuz özellikler taşıdığına inanmaktayız:

1. Lisans diploması psikoloji bölümlerinden olmasa da, yüksek lisans ve doktora programını klinik psikolojide tamamlamış olanlara klinik psikolog unvanı verilmesi önerilmektedir.
2. Psikoloji bölümü mezunları, sertifika eğitimini tamamlamış olmalarına rağmen, klinik psikolog ünvanı kazanamamakta, sadece sertifikalı psikolog ünvanı taşıyabilmektedir.
3. Sadece Sosyal Bilimler Enstitüleri tarafından verilen yüksek lisans ve doktora eğitimleri değerlendirmeye alınmaktadır.
4. Serbest çalışmak için akademik unvan ön şart olarak getirilmek istenmektedir.

Bu önerilerle ilgili çekincelerimizi şu şekilde özetleyebilirim:
1. Lisans diploması psikoloji bölümünden olmayanlara yüksek lisans veya doktora ile klinik psikolog ünvanı verilmesi, bu bölümlerde okuyan arkadaşlara yapılmış haksızlıktır. Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Diğer taraftan lisans eğitimi boyunca elde edilen ciddi bir psikoloji eğitimi ve buna yönelik bilgi ve beceriler hiçe sayılmakta, yıllara dayanan çaba ve gayretler önemsenmemektedir. Klinik alanda çalışan tüm arkadaşların sadece klinik eğitime değil, aynı zamanda temel psikoloji eğitimine de (dikkat, motivasyon, gelişim, sosyal, vs.) ihtiyaç duyduğu gözardı edilmektedir. Ayrıca böyle bir önerinin şu anda bu durumda öğretim üyesi olan bazı akademisyenleri kurtarmak adına tasarlandığını da düşünmekteyiz.
2. Klinik psikolog, klinik alanda çalışan ve çalışma yeterliliği olan psikolog anlamı taşımaktadır. Bunu belirlemek için de belirli bir akademik ünvana ihtiyaç yoktur. Daha çok bu alanın gerektirdiği bilgi ve beceri eğitimi ile deneyim esas teşkil etmektedir. Buna göre verilecek bir akademik derecenin (master) gereksiz ve yersiz olduğu açıktır. Gerçekten de alanda yıllarca çalışmış ve bu alanda herhangi bir akademik çalışması olmasa da, çaba ve emeği yoğun olan ciddi bir meslek mensubunu haksızlığa uğratmaktadır. Diğer yandan klinik psikolojinin önem taşıdığı bir çok Avrupa ülkesinde (Almanya, Avusturya, Hollanda) de klinik psikolog herhangi bir akademik ünvana değil, mesleki bilgi ve beceri yeterliliğine bağlanmaktadır. Bu bağlamda şunu da ifade etmeliyiz ki, psikoloji eğitimi en az 5 yıla çıkartılmalı, 2 yıl temel psikoloji eğitimi ve üzerine alan eğitimi planlanmalıdır ki, bu alan eğitimleri muhakkak klinik deneyim ve çalışmasını da kapsamalıdır. Bu bağlamda kanun teklifi ile önerilen 1 yıllık ek eğitim bu açığı kapatmak içindir. Son olarak, nasıl bir hukuk fakültesi mezunu 1 yıllık avukatlık stajı yaptıktan sonra avukat olma niteliği taşıyorsa, psikolog arkadaşların da böyle bir hakkının mevcut olduğu görüşündeyiz.
3. Bugün Türkiye’de klinik psikoloji alanında çok kısıtlı üniversitede kısıtlı sayıda klinik yüksek lisans ve doktora eğitimi verilmektedir. Verilen eğitimin kısıtlılığı dışında klinik bilgi ve becerilerin verilmesi için gerekli klinik koşullar da bir çoğunda mevcut değildir. Bu nedenle sadece sosyal bilimler enstitülerine bağlı değil, sağlık bilimleri enstitülerine bağlı yüksek lisans ve doktora eğitimlerinin de kabul edilmesi, mesleğimizin kalitesi ve gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.
4. Son olarak da serbest çalışmanın belirli bir akademik ünvana bağlanmasını çok anlamlı bulmuyorum. Bilinir ki; akademik unvan ile uygulama birbirinden çok farklıdır. Sağlık alanında çalışacak klinik psikolog arkadaşların mesleki yeterlilik kazanması sadece bilgiye değil, deneyim ve beceri eğitimlerine bağlıdır. Diğer taraftan bilgi de sadece üniversitelerde değil, klinik ve eğitim kurumlarında da kazanılır. Üniversitelerin temel amacı; araştırma ve bilgi geliştirme-üretme olduğunu düşünürsek, uygulamaya dönük böyle bir yapılaşmada bu kadar öne çıkmasını olumlu bulmak anlamlı olmaz.

Son olarak kısaca özetlemeye çalıştığımız bu anlamlı ve gerçekçi endişelerimizin dikkate alınarak, Türk Psikologlar Deneği’nin teklif ettiği maddelerin geri çekilmesini, Türkiye’de ruh sağlığı hizmetinin kalite ve gücünü arttırarak, meslek mensubu psikologların haklarını da koruyacak şekilde düzenleme yapılmasını umut ediyoruz.

Saygılarımızla

Türkiye Cumhuriyetine Hizmet Eden Tüm Psikologlar Adına

Ad – Soyad Çalıştığı Yer İmza

———————————————

* Kargo Gönderilecek Adres;

-N.Yüksel ÇAKIR
T.C. Sağlık Bakanlığı
Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Koruyucu Ruh Sağlığı Şube Müdürlüğü
B- Blok Kat:4 No: 25
Sıhhiye /ANKARA

Etiketler: , , , , , , ,

Yazar: Ayşe Özgençler Kategori: Antipsikiyatri | Permalink

Siz de yazın...