Adını-Soyadınız
Mezun olduğunuz okul
Bölümünüz
E-posta Adresiniz

Antipsikiyatri
Antipsikiyatri hareketi

Neden antipsikiyatri?

Neden antipsikiyatri?

Antipsikiyatri, psikiyatrinin karşıtı demektir. 1960′ların başlarında
filizlenmeye başlayan antipsikiyatri hareketi, ruhsal bozuklukların
klasik hastalık tanımını reddeder. Antipsikiyatri, ruhsal
bozuklukların biyolojik bir temeli olmadığı, esas olarak kültürel ve
toplumsal nedenlerle ortaya çıktığı iddiasındadır.

20. yüzyıl, Psikanaliz, Davranışçı Terapi, Bilişsel yaklaşımlar, Aile
terapileri ve de özellikle ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde
kullanılan ilaçların laboratuarlarda geliştirilmesi ile insanoğlunun
duygu, düşünce ve davranışları kendine has bir bilimsel ilginin
nesneleri haline geldiler. Psikiyatrist, Psikolog, Psikoterapi,
Psikofarmakoterapi modern (veya post-modern) günlük yaşamın rağbet
gören kavramları olarak karşımıza çıkmaya başladı.

Anti-psikiyatri terimi, genel olarak psikiyatri ve psikanalizin
Ortodoks biçimine karşı 1955 ile 1975 yılları arasında gelişen
eleştirel hareketi ifade etmektedir. David Cooper tarafından belirli
bir bağlamda ortaya atılmış olan terim, daha sonra anlam genişlemesine
uğrayarak, Batı dünyasında hakim psikiyatrik anlayış ve kurumlara
radikal bir politik karşı çıkma hareketi şeklinde yayılmıştır:
İngiltere’de David Cooper ve Ronald Laing, ABD’de Thomas Szasz ve
Gregory Bateson (Palo Alto Ekolü), İtalya’da Franco Basaglio, vb.
Michel Foucault ve Gilles Deleuze de Fransa’da anti-psikiyatrik karşı
çıkışın farklı bir versiyonunu ortaya koymuşlardır.

Anti-psikiyatri, bir bakıma kurumsal psikoterapinin mantıksal devamı
olmuştur. Zira kurumsal çerçevedeki psikolojik tedavi, kötü durumdaki
akıl hastanelerinin reformu ve terapi personeli ile hasta
ilişkilerinin iyileştirilmesine çaba harcarken, anti-psikiyatri, akıl
hastanesinin ve ruh hastası kavramının ortadan kalkmasını savunmuştur.

Roudinesco ve Plon’un belirttiğine göre, anti-psikiyatri akımı Mary
Barnes isimli bir hemşirenin serüvenini bayrak edinmiştir. Tedavisi
imkansız bir şizofreni teşhisiyle 40 yaşlarındayken Kingsley Hail
hastanesine kapatılan Mary Barnes, orada 5 yıl boyunca kaldıktan sonra
(bir bakıma sembolik olarak öldükten sonra), ‘yeniden doğmuş’, ressam
olmuş ve kendi ‘cehenneme yolculuk’ ya da serüveninin kitabını
yazmıştır.

Psikiyatrist dışında kalan Türk Ruh Sağlığı prifesyonellerinden oluşan
“antipsikiyatri hareketi” olarak; Türkiye Psikiyatri Derneği’nin hakim
anlayış ve baskılarına karşı bir politik karşı çıkma hareketi şeklinde
“antipsikiyatri” kelimesini kullanıyoruz. Yani ruh sağlığı alanında
psikiyatristlerin tekeline son verilmesini savunuyoruz.

Psikologlar, Psikolojik Danışmanlar, Sosyal Hizmet Uzmanları ve
Davranış Bilimleri muzunları gibi psikiyatristlerin dışındaki diğer
“Ruh Sağlığı Profesyonelleri” için mesleki hakları savunmak ve çalışma
alanlarının yasal düzenlemelerinin yapılmasını sağlamak için varız.

Saygılarımla.

Psk. Ayşe Özgençler

  1. Bülent Uran diyor ki:

    Ben de görüşlerimi daha önce yazdığım bir taşlamanın linki ile belirteyim..

    Dr. Bülent Uran..

    http://blog.milliyet.com.tr/Benim_hastami_elleyemezsin/Blog/?BlogNo=235044

  2. Melis diyor ki:

    Daha geçen gün pankreas ca tanısı alan ve metastazı olan bir hastamın yakınları gelerek hastalarının moralinin iyi olmadığını, psikiyatride muayene olduğunu ve depresyon tanısı konulduğunu, ilaç başlanıldığını ama hastanın memnun kalmadığını söyleyerek benim görüşme yapıp yapamayacağımı sorarak randevu aldılar ve hastayı bana getirdiler. 50 dk.lık görüşmeyi hastamın sadece duygularını, korkularını, sıkıntılarını, endişelerini konuşarak geçirdik. Umudunu korumak, zorluklarla başedebilmede kendinde varolan potansiyeli ortaya çıkarmak hiçbir ilacın sağlayamayacağı birşey. Psikiyatrist sadece ilaç verip yollamadan hastayı dinleyecek bir terapist ile işbirliği yapıyor olsaydı bu iş tesadüf eseri bir yardım almanın ötesine geçip ekip çalışması bilimselliğinde çözümlenmiş olurdu. Gerçi bu tek bir örnek ama inanıyorum ki her şey ilaçla çözümlenmiyor. Yeşim arkadaşımızın da dediği gibi biz bu işi emek vererek, bilgiyle, bilimle yoğrularak öğreniyoruz ve gönül koyarak danışanlarımızla ilgileniyoruz. Neden illa da hakkımız olanın mücadele ederek alınması gerekiyor ki. Ellerini vicdanlarına koysalar zaten gerekenin ne olduğunu bilirler. Yurtdışındaki gelişmelerde yaşanan süreci tekerrür ederek varılmış olan gelişmeleri varılacak yer olarak belirlemenin anlamsızlığını fark edemiyorlar mı? Kaçınılmaz olanı ego tatmini ya da meslek şovenistliği yapmadan sağduyu ile hak yemeden destekleseler bir taraflarından bir şey eksilmeyeceği gibi kendilerine çok şey katacaklarını fark edemiyorlar mı?

    Memleketimiz insanlarında ruh sağlığı bozukluklarının daha da arttığı bu zor zamanlarda herşeyin daha iyi olacağı umudu ile herkese iyi çalışmalar… SHU Melis

  3. Sinan Turan diyor ki:

    Ben sizden biri değilim, bir kardiyoloji uzmanıyım. Ancak bu kararı size yapılan açık bir zulüm ve halk sağlığına açık bir saldırı olarak görüyorum ve tepkinize gönülden destek veriyorum. Aklı başında olan herkesi de, karşısına aldığı insanın suratına bakıp konuşmaktan ve onu dinlemekten aciz, önüne gelene beş tane antidepresan ve antipsikotik ilacı çevirip çevirip yazmayı, bu ilaçlarla duygu ve düşüncelerini uyuşturup küntleştirmeyi ve kapıda bekleyen 50 kişiyi olabilecek en hızlı şekilde bitirmeyi ruh sağlığı profesyoneli olmak sanan bu kafalara karşı çıkmaya çağırıyorum.

    Ancak önünüzdeki konuyu değerlendirirken resmin bütününü görmeniz gereğini de hatırlatırım. Arada sizinkiyle bizim gibi tıp dallarının sıkıntıları arasında elbette nüans farkları var ancak karşımızda ne psikoloğun, ne psikiyatristin, ne diğer bir tıp dalının, ne de eczacının tek çalışmasına ve müstakilen var olmasına izin vermeme konusunda büyük bir dayatma var. Kimsenin asla tek başına çalışıp kazanamaması, mutlaka SGK’nın boyunduruğu altına girmesi ve kartları hep büyük yatırımcıları kayıracak şekilde açan tek ve büyük patron olmak için sistem elinden gelen herşeyi yapıyor. SGK sarmalı dışında var olabilen azınlığı hesaba katmazsak, çoğu psikiyatrist SGK’nın boyunduruğu altında yaşayıp özel hastanede bile 27 liradan hasta bakarken, Sağlık Bakanlığı sizi de SGK anlaşmalı özel veya kamu sağlık kuruluşlarında psikiyatristin yükünü hafifletecek bir alt eleman statüsünde çalıştırmak istiyor. Psikiyatri derneği hükümranlık alanını pekiştirmek ve genişletmek üzere SB nezdinde kulis yaparken, Sağlık Bakanlığı da bunu kendi politikalarını pekiştirecek bir fırsat olarak gördü ve uygulamaya soktu. Bence olan bitenin arkasındaki temel neden bu. Mücadelenizde başarılar dilerim. Herkese saygılar..

  4. ali diyor ki:

    burda bir tekel yok ki arkadasların bu tepkisini anlamadım …
    ama hastaya müdehale için eğitim gerekir bu eğitime sahip olduğuna inana insan zaten birilerine yardım eder kimsede bişey diyemez….

    amam malesef bu site bunu savunmuyor sanırım amac muaynehane acmak…. psikologların özerklik cabası ama bunu yapacak bir eğitim almıyorlar….anlamsız ….

    • Faruk Bozkır diyor ki:

      Siz nasıl bir eğitim alıyorsunuz diye sormayacağım? Ama Psikologların bu ülkeye ne hizmetler verdiğini herkes biliyor, örneğin 17 Ağustos sonrası katıldığım bir psikiyatri kongresinde psikiyatri uzmanlarının (izan ve vicdan sahibi) Türk psikologlarının nasıl hızlı biçimde örgütlenip bölgeye aktıklarını, kendi bilimsel (Tüm dünyada olduğu gibi Psikoji Bilimi Psikiyatriden daha önce ve hızlı gelişmiş ve hizmet üretmiştir üstelik sadece klinik alanda değil onlarca alanda) yöntemlerle hizmet verdiğini, Gerekli durumlarda bölgedeki psikiyatri uzmanlarına (Muayenehanesinde deri koltuğa oturup ellerini ovuşturarak depremzede beklemeyen gerçek hekimler) yönlendirdiğini ve kendi meslektaşlarının da bu duyarlılığı göstermesi gerektiğini ifade ediyordu.
      Deprem bölgesinde gönüllü çalışmış bir psikolog olarak gururlandım.İşin gerçeği 15 yıldır alanda çalışıyorum Sağlık Psikoloji Yüksek lisansı yaptım yani bu hizmeti vermek için 8 yıl eğitim aldım.15 yıl boyunca Sağlık bakanlığının onlarca eğitimine ve onlarca değişik görevlendirmesinde hizmet ettim.Bunları yaparken hiç bir zaman yetersizlik hissetmedim ayrıca çalıştığım hiç bir psikiyatri uzmanıyla yetki, sınır tartışması yaşamadım.Düzeyli, bilimsel ekip ruhu içinde kaliteli bir çalışma dönemimiz oldu iki meslek grubu karşıt olmamalı. Aksine birbirini destekleyerek ve tamamlayarak bu ülkenin gerçekten yoğun olarak hissettiği psikolojik ve psikiyatrik hizmetleri vermeli rantı değil insan hayatını düşünmeli.Yapay tartışmaları bir kenara bırakarak tüm Dünya bu işi nasıl çözmüşse onu yapalım.Birbirimizi küçümseyerek bir yere varamayız.

  5. Savaş SARIÖZÜM diyor ki:

    İnsanın fiziksel psikolojik ve sosyal iyilik halinin saglıklı oluş olduğu tanımından yola çıkarsak psikiyatr arkadaşlar buradaki piskolojik ve sosyal iyilik halinin kendileri tarafından verilen ilaçlarla sağalacağını düşünmüyorlardır uamrım. bu konuda multi disipliner çalışılması için gerekli mücadele bütün meslekler tarafından verilmelidir. Sosyal Çalışmacı Savaş SARIÖZÜM

  6. mine kocaballı diyor ki:

    ben uzman psikolog olarak kamuda calışıyorum yıllardır.henüz bir pskiyatrist gözetiminde karar vermiş, inisiyatif kullanmıs değilim.aksine birlikte kararlar alıp,konsülte ederek çalıştıgım çok oldu. mesleğimi icra ediyorum 16 yıldır.ancak dememkki 16 yıldır bir yalanı yasıyomusum.niteliklerim psikiyatrist gözetimi olmazsa yetersiz hatta tanınmamakta son gelişmelere göre….demekki kamuda çalıştıgımız birimlerin kapatılması ya da basımıza gardiyan olarak birer psikiyatrist verilmesi gerekiyor ki böyle birseyin reel olarak imkanı sözkonusu değil…..ne kadar korkulan ve yetersiz görülen meslek grubu olarak lanse edilmekten yıllardır usandım…..hem yetersiz hem vazgeçilmeyen aranan meslek olmak handikabı içinde yaşam ve meselği yürütmek gerçekten cok zor…ülkemiz meslegimizi tanımlamadıkça, sınırları belirlenmedikçe,sahip çıkmadıkça bu azap devam edecek…neden tüm ülkeler aranan meselk olark “psikolog” meselğini koyuyor,neden istihdam devam ediyor bu alanda??????

  7. Defne diyor ki:

    hastaların yüzüne bile bakmaktan aciz, çalıştığı ilaç firmasının yüzünü kara çıkarmamayı marifet bilen, zaten zor durumda olan insanlara ilaca bağımlılık acizliğini öğreterek başetme becerisini yok eden Psikiyatr arkadaşlar, bizim gibi meslek gruplarının sizlere ihtiyacı olduğunu düşünmüyoruz ama sizlerin kimyasal yollarla insanlarda oluşturduğunuz derin yaraları kapatmak adına bizlere çok ihtiyacınız olduğunu biliyoruz.. Sosyal Hizmet Uzmanı D.Demet

  8. S.S. diyor ki:

    Ruh sağlığı alanı hiç bir meslek grubunun tekelinde olamaz.

  9. E.A. diyor ki:

    Ruh Sağlığı Konsültasyon Ekibinin bir üyesi de sosyal hizmet uzmanlarıdır. Konsültasyon ekibini oluşturan hiç bir meslek bu alandan dışlanamaz.

  10. E.A. diyor ki:

    Ruh Sağlığı Profesyonellerinden biri olarak ben de bu alanda “Ekip Hizmeti Anlayışının Egemen Olmasını” savunuyorum.

  11. ALİ SONGÜL diyor ki:

    Ruh Sağlığı Profesyonellerinden biri olarak bu alanda “Ekip Hizmeti Anlayışının Egemen Olmasını” savunuyor ve bu anlayış kapsamında psikiyatristlerin ruh sağlığı profesyonellerinden destek almaksızın verdikleri hizmetlerde yetersiz kaldıkları kanaati taşımaktayım. Bu yüzden Psikiyatristlerin Ruh Sağlığı Profesyonelleri ile Ekip Çalışması yapmalarının kanunla zorunlu hale getirilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Dünya Sağlık Örgütünün Sağlığın tanımında yer alan bedensel ruhsal ve sosyal tam bir iyilik hali olarak sağlıklı insan tanımıyla mevcut anlayışın ters düştüğünü hatırlatmak isterim.

  12. filiz balaban diyor ki:

    Bu haksızlığın son bulmasını istiyorum.Danışma merkezlerinin kapatılmasını yanlış ve ortaçağ düşüncesi olarak görüyorum…

  13. yaşar ayva diyor ki:

    avrupa birliği uyum yasaları çerçevesinde çok yakında ruh sağlığı dosyası açılacak. yaygara asıl o zaman kopacaka. bunu bilen psikiyatri derneği kamuoyu yaratmaya çalışıyor. asıl mesele budur. saygılar. psk. yaşar ayva

  14. tecavüz mağduru diyor ki:

    bize kim destek verecek peki?

  15. yeşim doğru diyor ki:

    psikoterapi yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. psikoterapistliği alnımızın teriyle, aklımızla, zamanımızla, sabrımızla öğrendik. bize bu yetkiyi doktorlar vermedi, veremez de.

  16. yeşim doğru diyor ki:

    psikologlar derneği şu yardımcı sağlık elemeanı konusunda dava açmalı. türkiyede kaybedersek insan hakları mahkemelerine gideriz.
    ben kimsenin yardımcı elemanı değilim. hiç öyle hissetmiyorum. dernek psikologları biraz örgütlemeli. meslektaşlarımız biraz meslek onuruna sahip çıkmalı. hiçbir şey kader değil biz istemediğimiz sürece.

  17. yeşim doğru diyor ki:

    psikiyatri derneği son derece statükocu bir zihniyet ve direk olarak psikologları hedef göstermişler. çok açık bir iktidar ve rant kaygısı taşıyor. hastalar bahane amaç bağcıyı dövmek olmuş.

  18. ahu kaya diyor ki:

    vardık, varız, varolacağız… bazıları istemese de tüm geniş zamanlarda ve alanlarda…

  19. ahu kaya diyor ki:

    yaptığımız işi zorla tıp alanı içine sokup sonra da bunu bensiz yapamazsın diyenlere katılmıyorum. çünkü gerçek bu değil.

  20. ahu kaya diyor ki:

    ne insanları kandırmak, ne onları sömürmek gibi bir hedefimiz yok. ama ben niyetin “hastaları korumak” olduğuna inanmıyorum. ben niyetin psikiraytrinin elindeki gücü bırakmak istememesi olarak algılıyorum. Geçmişi inceleyenler kolaylıkla görecektir ki psikiyatri tıp alanındaki yerini sonradan (1950′ensonra farmakoterapinin gelişiminden sonra) kazanmıştır. türkiye’de de benzer bir şekilde asabiyeden ayrılması zor olmuş ve kendi tanımını belirtmek zorunda kalmıştır.

  21. ahu kaya diyor ki:

    bu ülkede bir kadının adı yok, birde psikiyatri dışında ruh sağlığıyla ilgilenen diğer ruh sağlığı profeyonellerinin :(

  22. İzzet Zülküf ÇELİK diyor ki:

    Psikolojik Danışma Merkezleri kapatılacak ise okullarda, Rehberlik Arşatırma Merkezlerinde ve Dershanelerde görev yapan Psikolojik Danışmanların da görevlerine son vermeli. Devlet bu kurumlarda Psikaytr olmadan danışma yapan Psikolog ve Psikolojik Danışmanlarla beraber suç işliyor.

    • mine kocaballı diyor ki:

      ben yakın zamanda master yaptıgım okulda psikiyatrist hocalarımızın bizlere ne kadar deger verdigini görmüş biriyim.eski anlayışın ve önyargının tüm psikiyatrist camiasında olmadıgını ifde etmek istedim.tabiiki önyargılı ve alanın bütün kaymagını biz yiyecegiz bizden arta kalanlarla yetiniceksiniz diyenler içlerinde yokmudur vardır elbet.ancak hukuksal mücadele önyargılı kimselerin zihniyetlerindeki hataları baltalayarak,gelişmesini ve yayılmasını engelleyebilecek tek çaredir.psikiyatri bölümünü kazanan tabiplerin derslerinde psikolog/psikolojik danışman/sosyal hizmet uzmanı arkadaşların farklı alanlarda uzman meslekler oldugunun anlatılmasının, benimsettirilmesinin, önyargının kökten gelişmesini engelleyebilecegini düşünüyorum.

  23. Dilek Gürel diyor ki:

    Başarılar….

Siz de yazın...